<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>travma &#8211; Nesil Sezgi Yılmaz</title>
	<atom:link href="https://www.nesilyilmaz.com.tr/etiket/travma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.nesilyilmaz.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 18 Nov 2025 11:24:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.nesilyilmaz.com.tr/wp-content/uploads/2023/09/cropped-cropped-cropped-JC-LOGO-FINAL-32x32.webp</url>
	<title>travma &#8211; Nesil Sezgi Yılmaz</title>
	<link>https://www.nesilyilmaz.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Frankenstein (1994): Annenin Kaybından Travmaya Uzanan Après-Coup Döngüsü</title>
		<link>https://www.nesilyilmaz.com.tr/frankenstein/</link>
					<comments>https://www.nesilyilmaz.com.tr/frankenstein/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2025 21:56:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Travma]]></category>
		<category><![CDATA[Après-Coup]]></category>
		<category><![CDATA[Frankenstein (1994)]]></category>
		<category><![CDATA[PSİKANALİZ]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.nesilyilmaz.com.tr/?p=344</guid>

					<description><![CDATA[Giriş Kenneth Branagh’ın 1994 yapımı Mary Shelley’s Frankenstein filmi, anne kaybının ruhsal dünyada bıraktığı ham izin zaman içinde nasıl travmatik çekirdek haline geldiğini göstermek için psikanalitik okumaya uygun bir anlatı sunmaktadır.. Film, travmanın tek bir olaydan ibaret olmadığını, anlamın ancak sonraki karşılaşmalarla sonradan inşa edildiğini ve &#8230; ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<hr data-start="515" data-end="518" />
<h2 data-start="74" data-end="84">Giriş</h2>
<p data-start="85" data-end="988">Kenneth Branagh’ın 1994 yapımı Mary Shelley’s Frankenstein filmi, anne kaybının ruhsal dünyada bıraktığı ham izin zaman içinde nasıl travmatik çekirdek haline geldiğini göstermek için psikanalitik okumaya uygun bir anlatı sunmaktadır.. Film, travmanın tek bir olaydan ibaret olmadığını, anlamın ancak sonraki karşılaşmalarla sonradan inşa edildiğini ve travmanın da bu ardışık yeniden yazımlar sonucunda oluştuğunu sahne sahne ortaya koyar gibidir.</p>
<h2 data-start="990" data-end="1038">İlk Kayıp</h2>
<p data-start="1039" data-end="2372">Filmde Frankenstein ailesi, Victor’un çocukluk yıllarında mutluluk ve bütünlük içinde betimlenir. Canlı renkler ve ışık dolu sahneler, Victor’un henüz yara almamış ruh halini yansıtır gibidir. Ancak bu tablo, bir aile dansı sırasında Caroline Frankenstein’ın aniden doğum sancısına girmesiyle bozulur. Victor’un annesi Caroline, oğlu William’ın doğumu esnasında hayatını kaybeder. Bu erken kayıp, dışarıdan bakıldığında son derece dramatik olsa da, filmde küçük Victor&#8217;un bu ölümü o anda idrak edebildiğine dair bir izlenimimiz oluşmaz.  Psikanalitik kuramda, çocuklukta yaşanan travmatik deneyimlerin gerekli sembolik araçlar olmadığında temsil edilemediğinden ve sadece iz bıraktığı açıklanır. Victor’un annesinin ölümü de aynen böyle, <em data-start="2004" data-end="2025">anlamlandırılamayan</em> bir eksiklik şeklinde psişeye çökmüş ve normal yas sürecinin başlamasını engellemiş olarak anlatılmaktadır. Henüz çocuk olan Victor&#8217;un, ne olduğunu tam olarak anlayamadığını, anne kaybını kelimelere, sembollere dökemediğini görürüz. Yas sanki askıda kalmış, ne tam yaşanmış ne de sona erebilmiş gibidir.</p>
<h2 data-start="2374" data-end="2427">Ölümü Alt Etme Fantezisi</h2>
<p data-start="2428" data-end="4120">Annesinin zamansız ölümü Victor’un ruhunda kapanmamış bir yara olarak kaldığını, bu yaranın ilerleyen yıllarda farklı kılıklarda kendini göstermesinden anlarız. Filmde Victor’un bilimsel merak ve hayat verme tutkusunun arkasında, aslında bilinçdışı bir omnipotent fantazi yattığını çok geçmeden kavrarız. Victor, annesinin ölümünü kabullenemediği için ölümün geri döndürülebileceğine dair büyüsel bir inanca sarılmıştır. Ergenlik çağına geldiğinde annesinin mezarı başında diz çökerek kimsenin “bir daha ölmemesi” için çabalayacağına dair yemin eder. Ölümü “durduracağına” dair bu söz, aslında Victor’un bilinçdışı omnipotent fantazisinin açık ifadesi gibi okunabilir.  Yani Victor’un öyküsü, annesini kaybetmenin acısıyla başa çıkmak yerine, ölümü zeka yoluyla inkar etme çabasıdır. Psikanalizde böylesi her şeye kadirlik inancı, çaresizlik karşısında geliştirilen bir savunmadır ve çocuk ruhunun <em data-start="3511" data-end="3543">“olmaması gereken bir gerçeği”</em> sihirli düşünceyle tersine çevirme girişimidir. Victor da annesinin yokluğunu telafi etmek için bilimin gücüne sığınır. Ölüm onun gözünde geri çevrilebilir bir hata haline gelir ve yaşamı yeniden yaratmak ise hem yitirilenin onarımı hem de kendi varlığını yeniden kurma girişimidir. Kısacası Victor’un ceset parçalarından bir canlı yaratma fikri, salt bilimsel ilerleme arzusundan değil, tutulamamış yası inkar etmek için geliştirdiği fanteziden beslenir. Bu yönüyle film, genç Frankenstein’ın çığır açan deneyinin ardındaki bilinçdışı itici gücü adım adım açığa çıkarır.</p>
<h2 data-start="4122" data-end="4173">Yaratılış Sahnesi = Yeniden Doğum</h2>
<p data-start="4174" data-end="5804">Victor, üniversitedeki yıllarında ölümün sırrını çözmeye adanmış takıntılı çalışması sonucunda nihayet şiddetli  fırtınayla, elektrikli yılanlarla ve patlamalarla bezeli bu sahnede, yaratığa hayat vermeyi başarır. Fakat hemen ardından kendi yarattığı bedenden dehşete kapılarak geri çekilir ve yaşadığı deneyime bakamaz hale gelir. Yaratık ilk nefesini aldığında, Victor onu korkunç bir hata gibi görür ve irkilerek uzaklaşır. Omuzlarına kadar çıkan amniyotik sıvı ve devasa rahim benzeri kapsül gibi görsel öğeler, bu anı tuhaf bir doğum sahnesine dönüştürmek için yerleştirilmiş gibidir. Ancak bu doğum, tıpkı Victor’un anne ölümünde olduğu gibi, sevinç yerine dehşet yaratmıştır. Victor yeni doğan/meydana gelen “çocuğunun/yaratımının” yüzüne bile bakamaz. Gözlerini kaçırır, onu örtmeye çalışır ve yaratığa bir canlı olarak anlam veremez haldedir. Bu, Victor’un ruhsallığında anne kaybının ilk <em data-start="5424" data-end="5438">yansımasını ifade eden sahne gibidir.</em> Çocuk Victor’un yaşadığı temsil edilemeyen kayıp, şimdi genç Victor tarafından temsil edilemeyen bir yaratılış olarak tekrarlanmaktadır. Yani olay (doğum ve kayıp teması) tekrar etmiş fakat yine <em data-start="5629" data-end="5636">anlam</em> kazanamamış, sadece ham duygu yoğunluğu olarak kalmıştır. Bu noktayı  geçmişteki yaraya ait ilk titreşim gibi okuyabiliriz.</p>
<p data-start="4174" data-end="5804">
<p data-start="4174" data-end="5804">&#8230;</p>
<p data-start="4952" data-end="5567">
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nesilyilmaz.com.tr/frankenstein/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KRİPT&#8217;TEN BAĞIRSAĞA: MELANKOLİ</title>
		<link>https://www.nesilyilmaz.com.tr/kriptten-bagirsaga-melankoli/</link>
					<comments>https://www.nesilyilmaz.com.tr/kriptten-bagirsaga-melankoli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 14:27:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Erişkin]]></category>
		<category><![CDATA[Travma]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[MELANKOLİ]]></category>
		<category><![CDATA[PSİKANALİZ]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.nesilyilmaz.com.tr/?p=312</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Yasta dünya yoksul ve boş bir hal alır, melankolide ise yoksullaşan ve boş hale gelen Ben&#8217;in ta kendisidir.&#8221; Sigmund Freud’un 1917 tarihli Yas ve Melankoli makalesi, kaybın ruhsallıkta nasıl işlendiğini anlamak için kurucu bir metindir. Yas, sevilen nesnenin kaybına verilen doğal ve sağlıklı bir tepkiyken, &#8230; ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>
<div style="text-align: right;">&#8220;Yasta dünya yoksul ve boş bir hal alır, melankolide ise yoksullaşan ve boş hale gelen Ben&#8217;in ta kendisidir.&#8221;</div>
<div></div>
<div><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1adg3ll r-1g7jtus r-1x3r274"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1x3r274">Sigmund Freud’un 1917 tarihli </span><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1x3r274 r-36ujnk"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1x3r274">Yas ve Melankoli</span></span><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1x3r274"> makalesi, kaybın ruhsallıkta nasıl işlendiğini anlamak için kurucu bir metindir. Yas, sevilen nesnenin kaybına verilen doğal ve sağlıklı bir tepkiyken, melankoli yasın patolojik biçimidir. Yasta kayıp bilinçli şekilde tanınır, onunla yüzleşilir ve zamanla kabullenerek ruhsal enerji yeni bağlara yönlendirilir. Melankolide ise vedalaşma süreci sekteye uğrar. Ruhsallık işgal altında ketlenmiş vaziyettedir. Yasta vedalaşma süreci tamamlanana kadar hakim olan bu dinamik melankolide gizemli bir etki olarak varlığını sürdürmeye devam eder. Bu etki ruhsallığın gittikçe yoksullaşmasına yol açar. Kayıp, bilinçdışında işlenemeden gömülü kalmış olanın gölgesi gibi hareket etmeye devam eder. Bu gölge kendine yönelen öfke, suçluluk, özsaygı düşüklüğü olarak dolaşımdadır. </span></span></span></div>
<div></div>
<div style="text-align: right;">                &#8220;Aynı etkiler bazı kişilerde ise yas yerine, hastalığa bir eğilim olduğuna dair bizi kuşkuya düşüren melankoliyi oluşturur.&#8221;</div>
<div></div>
<div>Freud’un tanımladığı  patolojik yas: melankoliyi, Nicolas Abraham ve Maria Török geliştirdiği Kript kavramı ile zenginleştirerek yorumlarlar. Abraham ve Török, bazı kayıpların yalnızca işlenemez değil, aynı zamanda temsil edilemez nitelikte olduklarını, psişik temsil sistemine hiç dahil edilemeden bilinçdışında kaldıklarını, kaybın içsel bir mezar gibi olabileceği benzetimini yaparlar. Mezar kaybın içsel izolasyon işlevini görür ve melankolinin içe kapalı dinamiğini meydana getirir. Bu içsel mezarın yani Kript&#8217;in içi; konuşulamayan aile sırları, aktarılan travmalar, tutulamamış yaslar, utanca batmış yaşantılar; savaş, göç, soykırım ile dolmuştur. Adeta tüm kuşakların sessizliğinin/dilsizliğinin mahzeni gibidir. Kaybın temsil edilmesini, işlenmesini ve dolayısıyla yasının tutulmasını engelleyen, mezar gibi, mahzen gibi; bir odacık, belki bir apse olarak kript, yaşamsal enerjiyi de içeride tutar. Böylece önceki ve sonraki kuşaklar boyunca psikosomatik rahatsızlıklar, anlam verilemeyen melankolik belirtiler, suçluluk-utanç duyguları, ilişkisellikte ortaya çıkan çözümlenememiş paradoksal tekrarlar olarak miras kalmaya devam eder. Bu noktada melankoliyi yalnızca bir kuşağın patolojik  yas durumundan aktarılan travmaya doğru ele aldıklarını söylemek mümkün görünmektedir.<img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-316" src="https://www.nesilyilmaz.com.tr/wp-content/uploads/2025/07/Jacek-Malczewski-melankoli.webp" alt="Jacek Malczewski melankoli" width="700" height="412" title="KRİPT&#039;TEN BAĞIRSAĞA: MELANKOLİ 2" srcset="https://www.nesilyilmaz.com.tr/wp-content/uploads/2025/07/Jacek-Malczewski-melankoli.webp 700w, https://www.nesilyilmaz.com.tr/wp-content/uploads/2025/07/Jacek-Malczewski-melankoli-300x177.webp 300w, https://www.nesilyilmaz.com.tr/wp-content/uploads/2025/07/Jacek-Malczewski-melankoli-102x60.webp 102w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Jacek Malczewski &#8220;Melancholia&#8221;</p>
</div>
<div></div>
<div>Kript kavramının ruhsallıkta kapalı kalan, temsil edilemeyen içeriklere işaret etmesi, terimin tıpta taşıdığı anlamla paralellik oluşturmaktadır. Tıbbi bağlamda kript, bedenin çeşitli bölgelerinde bulunan küçük çukur ve tüp biçimindeki yapılardır. Örneğin, bağırsak mukozasında yer alan Lieberkühn kriptleri, sindirim enzimlerini ve bağışıklık sistemi bileşenlerini üretir. Ancak bu yapılar tıkandığında ya da iltihaplandığında, bedenin genel işleyişi bozulur ve kript apsesi gibi sonuçlar ortaya çıkar. Benzer şekilde, bademciklerdeki kriptlerin debris ile dolması tonsillit veya taş oluşumuna yol açar. Tıpta kriptler, işlevsel olduklarında bedeni desteklerken apseler oluşması durumunda bu yapılar içi irin dolu, ağrılı, şişkin, dokusal boşluk yaratan patolojik odaklara dönüşürler.</div>
<div>
<p data-start="4217" data-end="4743">Bedendeki kriptler ile ruhsallıktaki kriptleri birlikte düşündüğümüzde, içeriği boşaltılamayan kapalı bir oluşumun, bedenin koruma sistemini sekteye uğratarak enfekte edebildiği gibi ruhsallıktaki kriptlerin de bu mekanizmayla benzerlikleri olmasıdır. Abraham ve Török’ün metapsikolojisiyle, tıbbın patolojik süreçleri arasındaki bu çapraz okuma, ruhsal sistemin kapalı kalmış kriptleri, tıpkı bedensel kriptlerde olduğu gibi, taşıdığı içerik dışarı aktarılamadıkça, psişik ve bedensel dengeyi tersine çevirebilmektedir.</p>
</div>
<div></div>
<div style="text-align: right;">                        &#8220;Betimleyici psikiyatride de tanımı oldukça değişken olan melankoli, bazen ruhsal bir kökenden çok bedensel hastalık hallerini düşündüren, kesin olarak tek bir birim halinde gruplamanın mümkün olmadığı faklı klinik biçimlerde ortaya çıkar.&#8221;</div>
<div></div>
<div>Psikosomatik alanında bağırsak-beyin ekseninde yapılan günümüz araştırmaları, psişik süreçlerin bedensel sistemlerle çift yönlü etkileşimini ortaya koymaya çalışmaktadır. İnflamatuar bağırsak hastalıklarının; stres, anksiyete ve depresyonla birlikte seyretmesi, bademcik iltihaplarının yüksek stres ile tetiklenmesi, ruhsallıktaki kriptlerin bedensel izdüşümleri olarak yorumlanabilir mi? Böylelikle temsil edilemeyen, işlenemeyen melankoli durumundaki ruhsal içerikler bedensel yolla görünür olmanın, sessizliği/dilsizliği bozguna uğratmanın bir yolunun bulmuş olmazlar mı? Kaybın yas ile sindirilip atılabilir mekanizmasını düşündüğümüzde soruları olumlu yönde yanıtlamak mümkün görünmektedir. Ayrıca bu bağlamda düşündüğümüzde tıbbın kriptleri ile psikanalizin kripti arasında metaforik çağrışımsal dizginin ötesinde bir yakınlık olduğunu söylemek de mümkün görünmektedir.</div>
<div></div>
<div>Freud’dan Török ve Abraham&#8217;a, tıptan psikanalize ve psikosomatiğe uzanan bu kuramsal hat; yasın tutulamaması, sırların saklanması, sessizliğe devam edilmesi halinde ruhsal temsil sisteminin ve bedensel dengenin nasıl bozulabileceğini göstermeye çalıştım. Melankoli ile burada yalnızca hüzünlü, içe dönük (depresif) bir hali değil, ruhsal metabolizmanın temsil edilemeyenle başa çıkamaması sonucunda ortaya çıkabilecekleri aktarmaya çalıştım. Kriptin çözülebilmesi için kaybın, sırların simgesel düzleme taşınması, sessizliğin/dilsizliğin bozulması gerekir. Ancak o zaman hem bireysel ruhsallık hem gelecek kuşaklar hem de beden yeniden işlerlik kazanabilir.</div>
<div></div>
<div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nesilyilmaz.com.tr/kriptten-bagirsaga-melankoli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
